Kafa Tatili
Posted by Zımbılik | Posted in Know Thyself, Çoban Fikir Salatası | Posted on 00:05
Bu aralar leyleği havada gördüm gibi bir hal içerisindeyim. İki hafta önce dil okulundaki haftaiçi akşam sınıfım sona ermişti. Yeni sınıf vereceklerini söylediler ama Almanya yolculuğumu hatırlayınca, sınıfın açılışını dönüşüme erteleme kararı aldılar. Ben de hemen cumartesi akşamına ucuzundan uçak bileti ayarladım kendime. Haftaiçi özel derslerimi iptal edip Yatağan’a gittim. Daha öncesinde de gece uçakla yolculuk yapmıştım. Ama bu sefer şansıma uçak kalktıktan sonra resmen boğaz turu yaptı. İnternetten yaptığım check-in de sağolsun beni cam kenarına oturtmuştu. Ve ilk defa ben boğazın gece havadan ne kadar mükemmel gözüktüğüne şahit oldum. Ağzım açık bir şekilde tarihi yarımadaya, Haliç’e, Selimiye’ye bakakaldım.
İstanbul’dan ayrılırken haberlerde kar yağacağını söylemişlerdi. Hatta Pazar akşamı Ben de sinir olmuştum “Ben gidiyorum kar yağacak” diye. Pazar günü televizyonda kar hazırlıklarını gördüm İstanbul’un. Ertesi sabah annemin sesini işittim. Babaneme “bak her yer bembeyaz, kar yağıyor” diyordu. Uyku sersemi yüzümde o salak gülümseme belirdi. Ama baktım saat çok erkendi. Uyumaya çalıştım tekrar. Bölük pörçük de olsa uyudum biraz daha. Sonra kalktım ve hemen koşup mutfak camından dışarı baktım. Yatağan’da ilk defa böyle bir kar yağışı vardı ve işin güzel tarafı da çok güzel tutmuştu. İklim değişikliği gerçeğini göz ardı edip kar yağışıyla mutlu olmakla yetindim ben de. Biraz evde durduktan sonra babamın yanına gitme bahanesiyle evden çıktım. Yol boyunca elimden kartopu eksik olmadı. Hatta ilk defa bu çizgi filmlerde gördüğümüz “yuvarlanıp büyüyen kartopu” na şahit oldum. Attığım bir kartopu karlar üzerinde sekerken birden büyüdü.
Neyse efenim bir gün de Muğla’ya abimleri ziyarete gittim. Gitmişken o sırada Muğla’da Kpss’ye hazırlanan Hemşo’mla da buluştum. Abimlerin evinde 40” televizyona bağlanmış bilgisayarla baya bir eğlendim. Cidden ya, kocaman televizyonda msn konuşması falan bile kafam kadar oluyor. Bir eğlenceli, bir garip durum. Tabii oyun oynamayı da es geçmedik kocaman televizyonda. Sonrasında geri döndüm Yatağan’a. Cuma günü akşam İstanbul’a döndüm. Ertesi gün iş ve stüdyo vardı. İş normal stüdyo her zamanki gibi çok eğlenceliydi. Madafaka isimli şarkıyı söylerken kendimden geçiyorum resmen. Evet artık sadece davul çalmıyorum. Herkes her işi yapıyor bizim grupta mübarek. Bu arada Miller Music Factory halkoylaması finallerine kalmıştık. Ama halk bizi oylamadığı için son üçe kalamamışız. Sağlık olsun. Zaten o tarihte Kultur Shock konseri/söyleşisi var. Hiç üzülmedim valla.
Şimdi de Almanya yolculuğu hazırlıklarına başladım(ne hazırlığı yapıyorsam artık). Eğer planlarımızı uygulayabilirsek sadece Köln’le de kalmayacak gezim. Gerçi gece vakti ne kadar gezilebilirse başka yerler. Malumunuz 9-6 fuarda çalışıyor olacağım.
Bu arada sonunda davuluma(Şukufe’m) yeni zili aldım. Önceleri zil standı için orijinal roland standı alırım diyordum ama hem zil hem stand uçuk bir rakama geliyordu. Yatağan’dayken aklıma akustik davul için aldığım zil standı geldi. Baktım yerinde duruyor. Hatta Hi-Hat standı bile duruyor. Satacağım onu da. Neyse efenim ben koydum o zil standını çantama getirdim buraya. Bugün de sipariş verdiğim zil geldi. Sonunda iki crash bir ride’dan oluşan seti tamamladım. Alıştığım davul setine kavuştum diyebilirim. Görüntüsü de şöyle


Comments (0)
Yorum Gönder