Yaşamak

Posted by Zımbılik | Posted in | Posted on 18:27

Cuma günü kuzenimi ziyaret ettim ofisinde. Erkenciydi almış şarabını fıstığını, takılıyordu. E ben de eşlik ettim doğal olarak. Kendisi evli olduğu için konu evliliğe uğramadan da geçmedi. O sırada bir tanıdığının “ben çok erken evlendim, hiçbir şey yaşayamadım o yüzden” dediğini söyledi. Hep merak etmişimdir. Nedir bu erken evlenenlerdeki “bir şey yaşamak” kavramı. Ülkemizin cinsi düşünce yapısı üzerinden ele alırsam, bunu söyleyenin de erkek olduğunu düşünürsek, kendisi bariz bir şekilde daha fazla kadınla birlikte olamadığı için pişman diyebilirim. Bu düşünceye de bir anlam verebilmiş değilim hiçbir zaman. Ne geçecek eline beş yerine üç kadınla birlikte olduysan? Ki güzel ülkemin evli erkeklerinin nasıl bir hayat tarzı benimsediklerini her geçen gün daha da çok gördükçe daha bir şaşırıyorum. Parmaktaki yüzük hiçbir şey için engel değil vesselam. Olay sanırım evlilik kavramını farklı algılamakta bitiyor. Etrafımda da gördüğüm için ülkemizdeki bazı(büyük bir bazı sanırım) kesim, bir düzen olsun, evim olsun,-ailesi nispeten de olsa kısıtlayıcı ise- ailemin yanından ayrılayım düşüncesiyle evleniyor. Evlendiği kişiyi de doğru düzgün tanıma fırsatı bulamadığı için, sonuç hüsran da olabiliyor, çok güzel de. Kumar anlayacağınız. Hâlbuki evlilik benim gözümde hayatı paylaşmak, iyisiyle kötüsüyle bir ittifak kurmaktır hayatın bize getirdiklerine. Evet, evlilik ekonomik bir anlaşmadır da ama onu ekonomik temeli üzerinden yürütmek yapılabilecek en büyük yanlıştır. Bu adamın “bir şeyler yaşayamadım” demesini bu nedenle anlayamıyorum. Sen bir gün “sevdiğin” insanı yanına alıp Moda’ya gidip, sarılıp gün batımını izlemeyi bilmiyorsan, on beş kadınla daha birlikte olunca da “bir şey” yaşamamış sayılacaksın benim gözümde. Bu görüşümü kuzenime de ilettiğimde bana “sen hayatı dolu dolu yaşamayı seviyorsun, senden buna benzer bir şey söylemeni zaten beklemiyordum” dedi. Bir anda yapboz parçaları birleşir ya hani filmlerde, ona benzer bir görüntü oluştu gözümde. Lise ikinci sınıfın sonunda sayısallardan Nevcihan diye bir arkadaşım, derslerin boş geçtiği günlerde el falıma bakmıştı. Elimi açıp baktığında bana ilk söylediği şey “Uğur senin çok eğlenceli bir hayatın olacak!” idi. Geçmişime bakıyorum da ben en kötü durumlarda bile kendime eğlenecek bir şeyler çıkarmayı bilmişim. Bu yüzden belki de sinirlendiğimde bile kendimi, dalga geçerek ifade ediyorum. Evet ukalayım da. Evet, ben kendi çapımda bir hedonistim. Yazın gittiğim bir iş görüşmesinde de bana hayattaki amacım sorulduğunda böyle cevap vermiştim; eğlenmek. Bu yüzden eski kız arkadaşım “bir gün ayrılırsak?” diye sorduğunda “çok eğlenceli bir zamandı diyebileceğiz” gibi bir cevap vermiştim(ayrılırken de söylemişti aslında seninle çok güzel zaman geçirdik diye ama o süreçte farkına varamıyor insan). E öldükten sonra beni bekleyen 72 bakireye ve güzel bahçelere de inanmadığım için, elimdeki hayatın da tadını çıkara çıkara yaşamaya çalışıyorum. Ve bakıyorum da, kötü yanları da olsa da(e olacak tabii) çoğunlukla bunu başarıyorum. Geçen ay bir diğer öğretmenin yerine derse girdiğim sınıfta bir oyun oynatmıştım. “Have you ever…?” oyunu.(Normalde içki masasında oynanacak bir oyun elbette. Bir ikişi “Sen hiç….?” Sorusunu soruyor diğerleri eğer söylenen şeyi yaptıysa içkilerinden bir yudum alıyor.) Elimdeki sorulabilecekler listesi, sınıfta kullanılacak kadar uygun olmasa da oradaki birçok şeye baktım ve ben çoğunu yapmış/yaşamıştım. Ve o an gurur duydum kendimle. Ben gerçekten eğlenceli bir hayat yaşıyorum sanırım. Yaptığımız müzikten de belli aslında. Benim yaşamak kavramım galiba ülkem erkeğininkinden biraz farklı. Bu nedenle ben on beş yirmi kadınla yatma peşinde koşmamaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki ona harcayacağım zamana çok daha güzel şeyler yapabilirim. Tüm bu muhabbetlerin ve farkına varmaların sonunda eve döndüm kuzenimin yanından. Facebook’u açtığımda ise beni bir başka sürpriz bekliyordu. Bir arkadaş Ömer Hayyam’dan bir dörtlük paylaşmıştı. Aslında tüm bu yazıyı da özetlemişti Hayyam :

Dünya yıldıramazsın beni ne yapsan;
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde değil ki bizim,
İyi yaşamamak beni korkutan.


PS: Cörmaniiiiiii!

Comments (0)