Why I sing the blues?*
Posted by Zımbılik | Posted in Know Thyself | Posted on 19:40
Heyhat! Hey hayat! Hayaat beni neden yoruyorsun? Aslında yormuyorsun lan hayat. Öyle kendi halinde takılıyorsun. Ben de sana takılıp gidiyorum. Sana takılıp hayatımı yaşıyorum.
Bu aralar güzel geçiyor günlerim. Yorucu olsalar da bir sıkıntım falan olduğu söylenemez ulu Göt’e çok şükür. Hele ki önümüzdeki 2 haftalık Muğla tatilini düşününce bir rahatlıyorum. Sonrası gene bir muamma ama ne yapalım. Blues söyler geçerim.
Önümüzdeki haftadan itibaren haftaiçi sabah derslerim bitiyor. Tabii böylelikle de gelirimin %70i de gidiyor. Ne gıcık şey şu para. Varlığı bir dert yokluğu yara demişler ya. Valığını doğru düzgün görünce anlayacağız dert mi, değil mi?
Tam zamanlı olarak Özgür Abilerin yanında işe başlıyorum bayram dönüşü. Bundan sonra mesleğim üniversitelere diş laboratuvarları kurmak olacak. Akademisyenlik hayalimi ertelediğimizi söylemiştim iki yazı öncesinde. Aslında ücreti göze alıp, borç yiğidin kamçısıdır diyerek Kadir Has Üniversitesi’ne başvuracaktım ama mülakat ve sınavın yapıldığı tarihlerde Antalya’da iş ile ilgili bir kongreye katılmam gerektiğinden kaçırıyorum. Bahar döneminde açarlarsa program başvurmayı düşünüyorum. Olmazsa Blues söyler geçerim.
Aslında daha önce belirttiğim gibi yüksek lisans olmazsa Aralık’ta askere gitmeyi düşünüyordum. Askerliği sırf iş bulurken karşıma çıkmasın diye yapacaktım. Daha sonra Özgür Abilerle çalışmaya başlayınca iş bulma endişesi kalmadığı için rafa kaldırabilirdim. Özgür Abi’ye sordum, “Ne zaman gideyim askere?” diye. Onun işlerinin yoğun olmadığı bir zamana getirip en az yük ile aradan çıkarmayı düşünüyordum. Önce “seneye ağustosta git” dedi. Sonra Nisan’a çekti. Sonrasında Aralık’a çekti nisan celbinin açılmayabileceğini düşünerek. En son sorduğumda ise “gitme boşver yüksek lisansa girersin seneye” dedi. Canıma minnet olarak kabul ettim. Şimdi Blues söylüyor geçiyorum.
Hayatıma güzel mi güzel bir hanımefendi girdi geçtiğimiz haftalarda. Kendi kristoluğumdan mütevellit (kristoluğumu rostoluk diye düzeltmeye çalışma sayın WORD!) çok komik bir tanışma hikâyemiz var aslında. Ama sen bana bir ara hatırlat, anlatayım ben sana okuyucu. İnsanın gözlerine baktığında güven veren bir sevgilisi olması güzel bir şeymiş. Bana “not everyone is here that fucked up and cold”* şarkı sözünü hatırlatıyor her seferinde.

Dur tamam bak bunu yaptık. Gittik içtik o Mariachi'yi ama bir de brownie yiyek bir ara olm =D