Yeni yayın
Posted by Zımbılik | Posted in Know Thyself, Çoban Fikir Salatası | Posted on 19:43
Gene bir boşvermişlik havası. Vazgeç(e)meyeceğim bir huy
sanırım. “Uzun süredir buraya bir şeyler yazmadım” demekten de bıktım. Aslında
Muğla ziyaretimden döndükten sonra orada geçirdiğim zamanı yazacaktım fakat
burayı “şu oldu, bu oldu” günlüğüne çevirdiğimi düşünmeye başladım ve
vazgeçtim. Onun yerine bundan sonra biraz daha aklıma gelen düşüncelere, daha
doğrusu canımın istediği her şeye yer vermeye çalışacağım. “Şuraya gittim bunu
hemen yazmalıyım.” düşüncesine en azından bir süre ara vereceğim ve gerçekten
de “yazmalıyım” dediğim şeyleri yazacağım. Aslında bunları yazma düşüncemi de
anlamıyorum ki. “Elimde bir kanıt bulunsun” mantığında yazıyorum bunların
çoğunu ama düşünüyorum ki zaten kayda değer şeyleri insan unutmuyor. Niye
yazmayı sürdürüyorum ki bunları? Belki zamanla unutulabilecek küçük detaylar
için yazılabilir.
Uzun zamandır durmadan aklıma hikâyeler geliyor. Yazmak
istiyorum ama elle tutulacak şeyler olmuyor. Genelde bir sahne geliyor gözümün
önüne. Capcanlı. Ama o sahnenin öncesi ve sonrasını kurgulayamıyor ya da
düşüncenin üzerinden zaman geçiyor unutuyorum. Aslında düşündüğüm her konu için
tedirgin de oluyorum. “Simpsons did it first!” misali “Orwell, Le Guin,
Cervantes etc. did it first” kaygım oluyor hep. Ama Italo Calvino’nun Görünmez Kentler’inin
önsözünde kendi yazdıklarını okuduktan sonra bir şeyi fark ettim. Birçok yazar
aklına gelen her şeyi direk saf haliyle yazıya döküyorlar. Calvino kendi
ağzıyla söylüyordu bir yığın dolusu nottan kitap çıkarttığını. Benim amacım
kitap çıkartmak değil elbette ama hikâye anlatmak istiyorum. Artık yanımda
süpersonik androidli telefonum var. Akıllı telefonu kullanmak lazım. Notlarımı
direk ona alabilirsem ve bunu alışkanlık haline getirirsem ortaya bir şeyler
çıkarabilirim sanırım. Şimdi hatırladım da zamanında gene buraya bir yere
bundan sonra yanımda not defteri taşıyacağımı yazmıştım. Birkaç gün taşıyıp
kenara koymuştum(aslında o not defterinin içinde bir şeyler karalanmıştı. Çıkarıp
yazsam mı ki?!). Aynı akıbeti telefonuma yapamayacağımdan, umudum nispeten daha
fazla.
Bu arada audiobook olayını alışkanlık haline getirmek istiyorum.
Telefonumda ücretsiz binlerce audiobook bulabileceğim bir program var. Keşke
ülkemizde de yaygın olsa sesli kitaplar. Siftahımı Alice in Wonderland ile
yapıyorum. Telefondan hem okuyup hem dinliyorum. Cidden harika bir şey. Akıllı
telefonları seviyorum.
Blogger’ın arayüzü de değişmiş bu arada her Google servisi gibi. Sadeleşmiş ama ilk başta yabancı geldi. Alışmak zaman alır diyordum ki baktım alışmışım bile. Google iyisin güzelsin de Plus'ı beceremedin sanki.
Deniz naber lan?! Gidek 5 liraya mariyaçi içek.

Comments (0)
Yorum Gönder